Anasayfa | İletişim | O.F.Z. | Media | Oyun| Aile | Yemek


Baloncu Adam

blur

     Blur’u en sade biçimde tanımlayacak olursak Mario Kart’ın lisanslı arabalarla olan versiyonu diyebiliriz. Zaten yapım duyurulduğundan bu yana pek çok kimsede bu konuda hem fikir. Hatta oyunun yapımcıları bile. Öyle ki, Blur için hazırlanan tv reklamlarında bile Mario Kart’a gönderme yapmayı ihmal etmemişler. Bu reklamı izlediniz mi bilemem ama izlemeyenler için şöyle bir özet geçmek istiyorum. Mario Kart karakterlerine aşırı şekilde benzeyen uydurma karakterlerin yaptığı kart yarışında, bir mantarın kullandığı oto arkadan aldığı darbeyle yarış dışı kalıyor. Mantar otodan inip buna üzülürken bir anda, gerçek arabaların aralarında kıyasıya bir şekilde yarıştıklarına tanıklık ediyor. Buradan mantarda, reklamı izleyen oyuncularda aynı fikirde birleşiyor. Artık bu keyfi kart araçlarıyla değil, gerçek arabalarla yaşama fırsatına sahibiz.


Hızın İkinci Planda Kaldığı Yarışlar!


      Blur’a ilk girdiğimizde klasik araba yarışı oyunlarının menüsünde bulunan oyun modlarıyla karşılaşıyoruz. Buradan bizi en çok ilgilendiren kısma, yani “Career” moduna girerek Blur dünyasına ilk adımımızı atmış oluyoruz.


     Oyunun kariyer modunda 13 bölüm bizleri bekliyor. Her bölüm kendi içinde 6-7 yarıştan oluşuyor. Amacımız bu yarışlarda elimizden gelenin en iyisini yaparak ilk 3’e girebilmek. Eğer ilk 3’e giremezsek o yarışta başarısız olmuş sayılıyoruz. Yarışlar ise 8 ve 20 araba arasında değişiyor. Yani son derece kalabalık yarışlar bizleri bekliyor diyebilirim. 


     Blur’da her bölümün sonunda teke tek yarış yapacağımız bölüm bossu bizleri bekliyor. Bu bossla karşılaşmak için ekranın sağ tarafında bizden istenilen şartları yerine getirmemiz gerekiyor. Bu şartlar genelde yarış kazan, birinci gel yerine, şu kadar arabayla yarış bitir, bu kadar arabayı saf dışı bırak şeklinde oluyor. 


     Activision, Blur’da son derece farklı konseptler ortaya çıkarmaya çalışmış. Mesela oyunda yeni arabaları açmak için, kendimize fanlar edinmemiz gerekiyor. Bu fanları elde etmenin yolu ise, yarışta rakiplerimizi saf dışı bırakmaktan geçiyor. Her yarışta hedef bir fan kitlemiz bulunuyor. Fan kitlemiz belirli bir sayıya ulaştığında yeni yarışlar ve yeni arabalar açılıyor. 


     Blur’da karşımıza çıkan diğer bir sistem ise oyundaki bölüm atlama sistemi. Az öncede bahsettiğim gibi yapımın kariyer modunda 13 farklı bölüm bizleri bekliyor. Bu bölümleri açmamız için ise blur kürelerine ihtiyacımız oluyor. Bu küreleri toplamak için yarışlarda ilk 3’e girmemiz yetiyor. Yarışta 1. olduğumuzda 5, ikinci olduğumuzda 4, üçüncü olduğumuzda ise 3 küre alıyoruz. Ayrıca, checkpoint yarışlarında da bize verilen süreyi ne kadar iyi kullanabilirsek o kadar çok halka alıyoruz.


Az Çeşit, Çok Eğlence


      Blur’da yarış çeşidi açısından gayet kısır bir döngüye sahibiz. Oyunda 4 farklı yarış modu bulunuyor. Bunlar rakiplerimizi geçerek birinci gelmeye çalıştığımız “Race”, bize verilen sürelerde belirli noktalardan geçmeye çalıştığımız “Checkpoint”, yine belirli bir sürede önümüze gelen arabalara zarar vermeye çalıştığımız “Destruction” ve yukarıdada bahsettiğim, bölüm bosslarıyla teke tek kapıştığımız “One on One” modları.


      Blur’u türlerinden ayıran en önemli yönü yarışta birinci gelirken, aynı zamanda rakiplerimizi de saf dışı bırakmaya çalışmamız. Yani yarışlarda sadece birinci gelmemiz yeterli olmuyor. Rakiplerimizi de saf dışı bırakmamız şart. Peki, bunu nasıl yapabiliriz?


     Yazımın başında da değindiğim gibi, Blur, Mario Kart’ın lisanlı arabalarla olan bir versiyonu. Yani yarışta rakiplerimizi saf dışı bırakmak için yoldan topladığımız çeşitli “PowerUp” adındaki güçleri kullanıyoruz. Oyunda yarış esnasında kullanabileceğimiz birçok powerup bulunuyor. Hızlı gitmemizi sağlayan nitrodan tutunda, rakibimizi takla attıran ateş topuna kadar bir çok değişik ve yaratıcı “powerup”lar Blur’da bizler bekliyor. Yarış esnasında aynı anda en fazla 3 tane “powerup”a sahip olabiliyoruz. Hatırlayacağınız üzere Mario Kart’ta sadece 1 tane “powerup” taşıyabiliyorduk. Sahip olduğumuz “powerup”ları aracımızın tampon kısmında bulunan kare şeklindeki göstergelerden görebiliyoruz. 


       Blur’da her arabanın kendine ait can barıda bulunuyor. Bu can barı sıfırlandığında arabanız patlıyor ve yarışa aracınızın patladığı bölgeden tekrar başlıyorsunuz. Aracınızı yenilemek için üzerinde ingiliz anahtarı resmi bulunan sarı renkteki “powerup”ı alıp kullanmanız yeterli oluyor. Ayrıca beyaz renkteki, üzerinde kalkan işareti bulunana “powerup”ı alırsanız da, kısa süreliğine hiçbir şekilde hasar almıyorsunuz. Tabi yinede 20 arabanın yarıştığı bir pistte, bu kadar karmaşadan hasar almadan çıkmak bir hayli zor olacaktır. O yüzden aracınız fazla hasar aldığında ne yapıp edip sarı renkteki “powerup”ı almanızı tavsiye ederim. 


       Yazımın başlarında da bahsettiğim gibi Blur’da arabaları açmak için belirli sayıda fan kitlesine ulaşmamız yetiyor. Açtığımız arabaların hepsini kullanma hakkına sahibiz. Yani NFS’de olduğu gibi bir ücret ödeyip araba sahibi olmuyoruz. Açtığımız bütün arabalar bizim, istediğimizi kullanabiliyoruz. Bu araçlarda kendi aralarında çeşitli sınıflara ayrılıyor. (A,B,C,D vs vs gibi) Haliyle, araba seçimini de yarışacağınız yarışa uygun olarak seçiyorsunuz. Diyelim ki, 3 yeni araç açtınız ve bunların hepsi C sınıfı arabalar. Kalkıpta D sınıfı bir yarışa girerseniz, niye az önce açtığım araçlar şimdi gözükmüyor gibisinden bir soru sormayın.


      Blur’da yeni gıcır gıcır araçların yanında, eski püskü hurda diye tabir edeceğimiz arabalarda bulunuyor. Mesela bir Dodge Viper’a karşı, Wolsvagen Battle (bildiğiniz vosvos tosbağa) ile yarışma şansına da sahibiz. Tabi yazımda da bahsettiğim gibi, Blur’da önemli olan sadece hız değil, “powerup”ları doğru ve zamanında kullanabilmek. Sonrasında zaten yarışa ortak oluyorsunuz.


Genel Yorum


     Blur genel olarak iyi grafiklere sahip bir yapım. Oyunda lisanslı arabaların kullanılması ve bunların modellemelerinin son derece detaylı olması gerçekten büyük bir artı. Ayrıca araçların kaza modellemeleride hiç fena değil. Uzun lafın kısası, Blur ses ve görsel yönden sınıfı geçmeyi başaran bir yapım olmuş. Oyunun kontrolleride son derece kolay ve kullanışlı duruyor. Zaten Blur’da amaç eğlenmek ve bunu da son derece iyi başarıyor. Ben Blur’u oynarken bir hayli eğlendim. Özellikle oyunu online olarak oynadığınızda bir hayli çekişmeli sahnelerin ortaya çıktığını da söylemeliyim. Eğer imkanınız olursa Blur’u online olarak oynamanızıda kesinlikle öneririm. Unutmayın… Herkes oyun oynar!






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=